Katilin tabutuna örtülen bayrak, soykırımın üzerini örtemez
Srebrenitsa’da sekiz binden fazla Boşnak Müslüman erkek ve oğlan çocuğunun sistematik biçimde öldürülmesindeki rolü nedeniyle soykırımdan; ayrıca cinayet, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından müebbet hapse mahkûm edilen Ratko Mladić’in Belgrad’daki cenazesinde yükselen “kahraman” söylemini reddediyoruz. Bir cenaze insanlık suçunu aklayamaz; askerî onur mahkeme hükmünü silemez.
Olgu ile yorum ayrımını koruyan, kişisel polemiğe girmeyen ve çözüm arayan SonSinyal yazısı.
SİYAH BANT / SONSİNYAL KINIYOR: Srebrenitsa’nın sekiz binden fazla kurbanını saygıyla anıyor; soykırım, cinayet, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından hüküm giymiş Ratko Mladić’in kahramanlaştırılmasını en güçlü biçimde kınıyoruz. Unutmadık. Unutturmayacağız.
Belgrad’da 7 Eylül 2026 günü yalnızca bir cenaze kaldırılmadı. Bayrakların, üniformaların, askerî tören unsurlarının ve Ratko Mladić’i yücelten sloganların çevresinde, Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en ağır suçlarından birinin başlıca failini aklamaya çalışan büyük bir gösteri kuruldu. Reuters ve Associated Press , binlerce kişinin katıldığı törende askerlerin tabutu taşıdığını, askerî bandonun yer aldığını, hükümet üyelerinin katıldığını ve kalabalığın Mladić’in adını haykırdığını aktardı.
Bir bayrak bir tabutu örtebilir. Fakat toplu mezarların hakikatini örtemez.
Her insanın inancına uygun biçimde defnedilme hakkı vardır. İtirazımız bir ölünün toprağa verilmesine değil, soykırım ve cinayet suçlarından hüküm giymiş bir kişinin devletin imkânları ve sembolleri eşliğinde gelecek kuşaklara kahraman diye sunulmasına yöneliktir. Cenaze başka, propaganda başkadır. Yas tutmak başka, bir katilin tabutunu siyasî bir kutsama aracına çevirmek başkadır.
“Katil” sözü hakaret değil, kesinleşmiş hükmün karşılığıdır
Ratko Mladić hakkında kullandığımız dil kontrolsüz öfkenin değil, delillerle kurulmuş hükmün dilidir. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Mladić’i 2017’de Srebrenitsa’da soykırım; zulüm, imha, cinayet, sürgün ve zorla nakil dâhil insanlığa karşı suçlar; cinayet, terör, sivillere hukuka aykırı saldırı ve rehin alma dâhil savaş suçlarından mahkûm etti. Müebbet hapis cezası 8 Haziran 2021’de temyizde kesinleşti. Bunlar Birleşmiş Milletler mahkeme kaydında tek tek yer alıyor.
Bu nedenle açıkça söylüyoruz: Ratko Mladić bir kahraman değildir. Soykırım ve cinayetten kesinleşmiş hükmü bulunan bir katildir. İnsanlığa karşı suçların ve savaş suçlarının askerî komuta sorumlularından biridir. Bu cümle gelişigüzel bir yafta değil; uluslararası mahkemenin kesin hükmünün gazetecilik ve vicdan dilindeki açık karşılığıdır.
Mladić 27 Ağustos’ta Lahey’de, müebbet hapis cezasını çekerken öldü. BM Mekanizması , ölümünü açıklarken soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından mahkûmiyetinin kesinleşmiş olduğunu yeniden kayda geçirdi. Ölüm, hükmü ortadan kaldırmadı. Mezara girmek suç sicilini silmedi.
Srebrenitsa bir sayı değil, insanlığın açık yarasıdır
Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa, Bosnalı Sırp güçlerince ele geçirildi. Sekiz binden fazla Boşnak Müslüman erkek ve oğlan çocuğu ailelerinden ayrıldı, sistematik biçimde öldürüldü ve toplu mezarlara gömüldü. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar zorla yerlerinden edildi.
Her rakamın ardında bir isim vardı: bir baba, bir oğul, bir kardeş, yarım bırakılmış bir hayat. Toplu mezarlardan çıkarılan her kemik, yalnız geçmişte işlenmiş bir suçu değil; insanlığın koruyamadığı canları ve çok geç kalan adaleti de hatırlatıyor.
Mladić’in suçları Srebrenitsa ile sınırlı değildi. Mahkeme, Saraybosna halkına keskin nişancı ateşi ve bombardımanla terör uygulanmasındaki sorumluluğunu da hükme bağladı. Şehrin 43 ay süren kuşatmasında siviller, çocuklar ve gündelik hayat hedef alındı. Böyle bir sicilin üzerine “kahraman” kelimesini yazmak, öldürülenleri ikinci kez yok saymaktır.
Belgrad yönetimi “aile töreniydi” diyerek sorumluluktan kaçamaz
Sırbistan hükümeti törenin aile tarafından düzenlendiğini ileri sürerek kendisini kenara çekemez. Devlet cenazesi etiketi konulmamış olsa da naaşın Sırbistan’a bir hükümet uçağıyla getirilmesi, resmî bir ordu mekânında anma yapılması, askerlerin bayrağa sarılı tabutu taşıması, askerî orkestranın ve tören atışının yer alması, görevdeki bakanların cenazeye katılması; “devletin ilgisi yoktu” savunmasını fiilen hükümsüz bırakıyor.
Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in törene katılmaması bu tabloyu temizlemiyor. Reuters’ın aktardığına göre Vučić’in oğlu ile Savunma Bakanı Bratislav Gašić ve Adalet Bakanı Nenad Vujić oradaydı. Vučić ise Avrupa’dan gelen tepkiyi ciddiye almak yerine yaşananları toplumun duygusal tepkisi gibi göstermeyi seçti. Devletin uçağı, askerleri, ordu mekânı ve bakanları bir aradaysa bunun adı yalnızca özel yas değildir; kamusal ve siyasî sahiplenmedir.
Belgrad yönetimi Mladić’in mahkûmiyetini reddetmediğini söylemekle yetinemez. Bir hükümetin gerçek tutumu, yalnız resmî cümleleriyle değil, kimi devlet imkânlarıyla onurlandırdığıyla anlaşılır. Bu törende yapılan tercih, kurbanların değil hükümlü failin yanında durmuştur. SonSinyal olarak Sırbistan hükümetinin bu tutumunu açıkça suçluyor ve en güçlü biçimde kınıyoruz.
Faşizan damar: Büyük Sırbistan fikrinin suçla kurduğu bağ
Faşizan siyaset, milleti hukukun üzerine çıkarır; gücü hak sayar; mağdurun kimliğini değersizleştirir; şiddet uygulayan komutanı kutsar ve mahkeme kararını “dış güçlerin oyunu” diye küçümser. Mladić’in kahramanlaştırılmasında görülen damar tam olarak budur. Üniforma suçu örtsün, bayrak hükmü sustursun, kalabalık sloganla gerçeği bastırsın isteniyor.
Bu anlayışın tarihî adı, etnik olarak homojen ve genişletilmiş bir Sırp siyasî alanı kurmayı amaçlayan Büyük Sırbistan milliyetçiliğidir. 1990’larda Bosnalı Müslümanlar ve Hırvatlar yaşadıkları topraklardan zorla çıkarılırken kullanılan dil de aynı üstünlük ve arındırma mantığından besleniyordu. Bugün mahkûm bir komutanın resmî sembollerle yüceltilmesi, bu ideolojinin yalnız geçmişe ait olmadığını gösteren tehlikeli bir işarettir.
Buna faşizan demek Sırp halkının tamamına yöneltilmiş bir suçlama değildir. Hedefimiz bir millet değil; suçu kutsayan ideoloji, onu siyasî sermayeye çeviren yönetim ve mahkeme kararlarına rağmen savaş suçlularına kamusal alan açan örgütlü aşırı milliyetçiliktir. Mladić’i reddeden, Srebrenitsa’nın acısını tanıyan ve barış isteyen Sırpları bu karanlık siyasetle aynı kefeye koymak da adaletsizlik olur. Nitekim Sırbistan’daki sivil toplum kuruluşlarının askerî onurlara karşı çıkması, başka ve onurlu bir Sırbistan vicdanının da var olduğunu gösteriyor.
Komşularla bitmeyen gerilim, geçmişle yüzleşmemenin sonucudur
Bugünkü Sırbistan’ın bütün komşularıyla aynı derecede sorun yaşadığını söylemek doğru olmaz. Fakat Bosna-Hersek ve Kosova söz konusu olduğunda, geçmişin çözülmemiş milliyetçi ajandası hâlâ devlet siyasetine gölge düşürüyor. Bu gerilimin en ağır bedelini tarih boyunca Boşnak Müslümanlar ile çoğunluğu Müslüman olan Kosovalı Arnavutlar ödedi.
Avrupa Komisyonunun 2025 Sırbistan Raporu , Sırbistan’daki bazı siyasî partilerin, politikacıların ve medya kuruluşlarının hükümlü savaş suçlularına destek ve kamusal alan vermeyi, Srebrenitsa soykırımı dâhil savaş suçlarını sonuç doğurmadan inkâr etmeyi sürdürdüğünü kayda geçiriyor. Bu nedenle cenaze bir günlük sapma değil; Komisyonun önceden kayda aldığı inkâr ve yüceltme sorununun devlet katındaki son ve en ağır görüntüsüdür. Aynı rapor, Sırbistan’ın Bosna-Hersek mahkemelerinin bazı savaş suçu kararlarını hâlâ uygulamadığını; Bosna-Hersek’in kurumlarıyla ihtilafa düşen ayrılıkçı Republika Srpska liderliğine siyasî ve lojistik destek verdiğini belirtiyor.
Kosova dosyasında da tablo huzur verici değildir. Komisyon, Belgrad’ın normalleşme anlaşmasındaki yükümlülüklerine aykırı biçimde Kosova’nın uluslararası kuruluşlara üyeliğine karşı lobi yaptığını ve 2023 Banjska silahlı saldırısının sorumlularının hesap vermesi için yetersiz kaldığını bildiriyor. Raporda Priştine yönetimine de eleştiriler vardır; fakat bu, Belgrad’ın kendi yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
Buradaki mesele “Sırplar komşularıyla geçinemez” gibi ırkçı ve toptancı bir hüküm değildir. Mesele, belirli bir devlet aklının Bosna’daki Boşnak Müslümanların egemenlik ve güvenlik kaygılarını, Kosova’daki Arnavut çoğunluğun siyasî iradesini ve uluslararası mahkeme kararlarını hâlâ ikincil görmesidir. Komşuluk ancak sınırları, hükümlerin bağlayıcılığını ve ötekinin eşit insanlığını kabul etmekle mümkündür.
Avrupa’nın kınaması yetmez: üyelik süreci, fonlar ve hedefli yaptırımlar masaya gelmelidir
Avrupa Birliği, savaş suçlularının yüceltilmesinin, soykırım inkârının ve tarihî revizyonizmin Avrupa’nın temel değerleriyle bağdaşmadığını açıkladı. Genişlemeden sorumlu Komisyon üyesi Marta Kos’un Sırbistan ziyaretini ertelemesi doğru fakat yetersiz bir ilk adımdır. Belgrad yönetimi yıllardır kınama cümlelerini dinleyip ardından aynı milliyetçi siyaseti iç kamuoyuna tahvil ediyorsa, sözün arkasına sonuç konulmalıdır.
SonSinyal’in çağrısı açıktır:
- Sırbistan hükümeti bu cenazedeki devlet ve ordu katılımı için kamuoyuna hesap vermeli; soykırım hükmünü açıkça tanımalı ve Mladić’in resmî sembollerle yüceltilmesini kınamalıdır.
- Avrupa Birliği, savaş suçlularının devlet imkânlarıyla onurlandırılması sürdükçe üyelik müzakerelerinde yeni ilerlemeyi durdurmalı ve katılım öncesi mali desteği açık, ölçülebilir yüzleşme koşullarına bağlamalıdır.
- Avrupa Komisyonu, Batı Balkanlar Reform ve Büyüme Fonu içindeki koşulluluk ve ödeme askıya alma mekanizmalarını hukuk devleti ve normalleşme ölçütleri temelinde değerlendirmelidir.
- Törene resmî sıfatıyla katılan veya devlet imkânlarını kahramanlaştırma için kullanan yetkililer hakkında hedefli siyasî ve idarî tedbirler; resmî temas sınırlamaları ve gerektiğinde bireysel yaptırım seçenekleri değerlendirilmelidir.
- Sırbistan’dan Bosna-Hersek mahkemelerinin kararlarını uygulaması, savaş suçu zanlıları ve hükümlülerine güvenli alan sağlamaması, soykırım inkârını ve savaş suçlusu yüceltmesini yaptırımsız bırakmaması istenmelidir.
- Bosna-Hersek’in egemenliğini zayıflatan ayrılıkçı yapılara verilen destek ile Kosova normalleşme sürecindeki ihlaller, AB üyelik şartlarının merkezine konulmalıdır.
Bu tedbirler Sırp halkını topluca cezalandırmak için değil, devlet gücünü suçun yüceltilmesine tahsis edenleri sorumlu tutmak için uygulanmalıdır. Avrupa’nın değerleri yalnız belgelerde kalacaksa, Belgrad’daki bu tören o belgelerin ne kadar kolay çiğnenebildiğini göstermiştir.
SonSinyal’in hükmü açıktır
Srebrenitsa’da yaşananlar soykırımdır. Ratko Mladić, bu soykırımın başlıca faillerinden; cinayet, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından hüküm giymiş bir katildir. Onu devlet uçağıyla taşıyan, askerî unsurlarla uğurlayan ve “kahraman” diye alkışlayan anlayış, mağdurların hatırasına ve Balkanlar’ın geleceğine saldırmıştır.
Bugün siyah bant taşıyoruz. Bu siyah yalnız matemimizin değil, itirazımızın da rengidir.
Srebrenitsa’nın kurbanlarının hatırası önünde saygıyla eğiliyor; Ratko Mladić’in kahramanlaştırılmasını, buna devlet imkânlarıyla alan açan Sırbistan yönetimini, soykırımı gölgelemeye çalışan inkârı ve Avrupa’nın sonuç üretmeyen cılız tepkisini insanlık vicdanı adına kınıyoruz.
Katil öldü. Hakikat ölmedi.
Srebrenitsa’yı unutmadık. Unutturmayacağız.